Emzirmek fizyolojik, anatomik ve duygusal bir işleyişin sonucunda bebeğin besin ve sevgi ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerçekleşir. Gebelik, doğum ve emzirme bir bütün olarak aynı sürecin farklı aşamalarıdır.

Bebekler için anne sütünün olağanüstü bileşimini tamamen karşılamayı başarabilen bir alternatif beslenme yöntemi hala yoktur. Anne sütü; tüm lif, amino asit, esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineralleri tek başına optimum sıcaklıkta bebeğe uygun olarak sunar.

Tüm bu yönleri ile anne sütü, bir annenin bebeğine verebileceği en değerli hediyedir. Ancak ne yazık ki bazı faktörler sebebiyle anne sütünde azalma ya da sütün tamamen kesilmesi gibi durumlarla karşılaşılabilir.

Emziren kadınların ise sütünün miktarında meydana gelen değişimleri fark edip önlemini alabilmesi adına, bu konu hakkında yeterli bilgiye sahip olması gerekir.

Anne Sütü Neden Azalır?
Anne sütü salgılanmasını sağlayan hormon, prolaktin hormonudur. Bu hormon, beyinde yer alan hipofiz bezinden salınır ve meme kanallarını uyararak süt salgılanmasını sağlar. Bebeğin emmesi ile birlikte sütün akmasını sağlayan hormon ise oksitosin hormonudur.

Anne sütü, bebeğin ilk 6 ay ihtiyacı olan protein, yağ, demir, vitamin gibi her türlü besin değerine içeren ideal besin kaynağıdır.

Stres, hormonal değişimler gibi pek çok farklı etkene bağlı olarak anne sütünde azalmalar görülebilmektedir. Bunların haricinde;
• Bebeğin prematüre adı verilen erken doğum ile dünyaya gelmiş olması sonucu annenin yaşadığı duygusal duygudurumu ve süt kanallarının yeterince gelişmemiş olması,
• Annenin yeterli oranda sıvı almaması sonucunda vücudunda meydana gelen su azlığı ve bunun süt üretimini baskılaması,
• Anne adayının sosyoekonomik durumlar başta olmak üzere yetersiz beslenmesi veya doğum kilolarından kurtulmak için gereğinden çok daha az oranda kalori alması,
• Doğumdan sonra anne ya da bebekten kaynaklı problemler neticesinde bebeğin geç emzirilmeye başlanması,
• Lohusalık, doğum sonrası duygudurumunun kötü olması, çevre baskısına maruz kalarak annenin yoğun stres altında olması veya psikolojik sorunlar anne sütünün azalmasına neden olur.
• Annenin sütünden şüphe duyarak mamaya yönelmesi de anne sütünün azalmasına neden olabilir. Bir bebeğin aldığı her mama miktarı anne sütünden eksiltir. Çünkü karnı doyan bebeğin meme talebi azalır ve talep azalınca annenin süt üretimi yavaşlar.

Anne Sütü Azlığının Belirtileri
• Bebeğin gelişimine ve ayına uygunlukta katı dışkılamasının sayısının az, koyu renk ve kıvamda olması, anne sütünün az olduğunu ifade edebilir. Anne sütünün yeterli miktarda olduğu durumlarda, bebek günde ortalama 5 defa hardal renginde dışkılamalıdır.

• Anne sütünün yeterli olması durumunda bebek günde 8-10 defa altını ıslatırken; sütün az olduğu durumda ise bu sayı daha azdır. Bazı uzmanlar için bu ölçüt 5 ıslak bezdir. Özellikle yenidoğan bebeğin altından günde 5 veya daha az miktarda çişli bez alınıyorsa anne sütü azlığından bahsedilebilir.

• Anne sütünün yeterli olmadığını gösteren bir işaret de idrar sayısı kadar idrar rengi ve kokusudur. Bebek idrarı koyu sarı veya kokulu ise, bu durum bebeğin yeterli oranda beslenemediğini yani anne sütünün azlığını belirtir.

• Anne sütünün azlığından bahsedilebilmesi için bir diğer önemli ölçüt ise bebeğin bir haftada ya da bir ayda aldığı ortalama kilodur. Bu oran ortalama olarak ilk 4 aylık dönemde 600 gram, sonraki aylarda 200-400 gram aralığında olmalıdır.

• Bunların haricinde bebeğin sürekli olarak meme araması, ağlama krizlerine girmesi, uykuya dalamaması, özellikle yenidoğan döneminde sarılık oranının artması da anne sütünün az olduğunu gösteren işaretler arasındadır.

Azalan Anne Sütü Nasıl Artar?
Emzirme mekanizmasını, arz-talep ilişkisine benzetmek mümkündür. Çünkü işleyiş tam olarak bu şekilde ilerler! Bu sebeple, memelerinizi boş hissetseniz bile bebeğinizi emzirmeniz gerekir. Bebeğinizin boş memeyi emmek istemediği anlarda, süt sağma makinelerinden yardım alarak süt kanallarını uyarmalısınız.

Süt kanallarınızı ne kadar uyarırsanız, beyninize aynı oranda ‘daha fazla süt üret!’ mesajı gidecektir. Bu sebeple emzirmekten veya sağmaktan asla vazgeçmemeniz gerekir.

Süt kanallarınızı uyarmanızın dışında süt üretiminizi en çok etkileyen bir diğer faktör ise içtiğiniz su miktarıdır. Çünkü sütünüzün %85’i sudan oluşur. Kendi vücudunuzun da işleyişini yerine getirmek için bol miktarda suya ihtiyacı vardır. Bu sebeple normalde 2-2.5 litre su içiyorsanız, bu oran emzirme döneminizde 3.5 litreye kadar çıkmalıdır. Suyun yanı sıra 3-4 fincan rezene çayı ve emziren anneler için satılan hazır çaylardan içebilirsiniz.

Emzirdiğiniz dönem boyunca dengeli beslenmeniz ve hemen her gıdadan almanız gerekir. Hamilelik döneminde alınan fazla kilolar, çoğu kadın için moral bozukluğu sebebidir ve doğumdan hemen sonra onlardan kurtulmak ister. Ancak bu konuda aceleci davranmanız, sütünüzün artmasını istemenizle tamamen zıt düşecektir. Bu sebeple besin değeri fazla olan kaliteli yiyecekleri tüketmeniz, abur cubur tüketiminden uzak durmanız gerekecektir.

Unutmamalısınız ki yeterli miktarda emzirdiğinizde, günde ortalama 500 kalori yakarsınız!

Bununla birlikte bazı besinlerin anne sütü oranını artırdığı veya anne sütündeki yağı artırdığı biliniyor. Bunlar şu şekilde sıralanabilir;
Yağlı Tohumlar: Her emzirme sonrasında büyük bir bardak su içip, yanında 3-4 ceviz-badem yemek sütünüzü miktarını artırmanın yolları arasındadır. Böylece kan şekeriniz de dengeleneceğinden tatlı krizlerine de dur diyebilirsiniz.

Et, Balık ve Yumurta: Emzirme döneminizde mutlaka hayvansal proteine ağırlık vermeniz gerekir. Çünkü vücudunuza aldığınız proteinin tam olarak kullanılabilmesi için, bu şarttır.

Baklagiller: Bu süreçte baklagillerden de yararlanmayı unutmamalısınız. Ancak gaz yaptığını düşünüyorsanız, doktorunuza danışarak rezene kullanabilirsiniz.

Yeşil Yapraklı Sebzeler: Yüzyıllardır yeşil yapraklı sebzelerin anne sütünü artırdığına inanılır. Ki son yıllarda yapılan araştırmalar da bu inanışı destekler niteliktedir. Koyu yeşil yapraklı tüm sebzeleri tüketerek süt üretiminizi artırabilirsiniz.

Comments are closed.