Bebeklerde kilo ve boy ölçümü genel sağlık üzerinde bilgiler elde edilmesini sağlarken, baş çevresi beynin fonksiyonlarının değerlendirilmesi hakkında önemli ipuçları verir. Beyin fonksiyonlarında olan bozukluklarda, baş çevresi ölçümü anormal değerlerde olmaktadır.

Bebeklerde boy ve kilo değerlerinde olduğu gibi, baş çevresinin ölçümünün de bir eğrisi olur. Yapılan ölçümlere göre, bu eğride bir değerlendirme yapılır. Bu sayede bebeğin baş çevresinin küçük ya da büyük olduğu belirlenebilir.

Baş çevresi değeri büyük olduğunda makrosefali, küçük olduğunda mikrosefali durumu söz konusu olur. Yapılan ölçümlerde bu kolay bir şekilde belirlenebilir.

Baş çevresi bebeğin beyin gelişiminin en önemli göstergesi olarak kabul edilir. Doğumda bebeğin başının boyuna oranı ¼ kadardır. Baş çevresinde olan artış doğum öncesindeki dönemde ve doğumun arkasındaki ilk aylarda daha hızlı olur. Ortalama olarak doğumdaki baş çevresi 35 cm kadardır.

Bebeğin yaşının da baş çevresiyle orantılı olması gerekir. Bu nedenle aileler bebeklerinde gelişimi takip ederken, baş çevresi ölçümüne önem vermelidir ve bunun bebeklerinin beyin gelişiminde önemli olduğunu unutmamaları gerekir.

Bebeklerde Baş Çevresi Ölçümünün Önemi Nedir?
Yeni doğan bebeklerin baş çevresi ölçümü, düzenli bir şekilde yapıldığı taktirde bebeğin beyin gelişiminde birtakım problemler olup olmadığı, bebeğin zihinsel gelişiminin normal şekilde ilerleyip ilerlemediğini anlama konusunda etkili olmaktadır.

Bebeklerde olması gereken ölçünün daha dışında bir rakamın elde edilmesi durumunda bebeğin beyin gelişiminde birtakım problemlerin görüldüğünü ele vermektedir. Bu yüzden bebeklerde baş çevresi ölçümüne dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bebeklerde baş çevresi ölçümünde sağlıklı bir şekilde veri elde edebilmek için illa doktora gitmeye gerek yoktur. Anneler de kendi başlarına gayet kolay bir şekilde bebeklerinin baş çevresini sağlıklı bir şekilde ölçebilir ve bu ölçümleri düzenli bir şekilde takip edebilirler. Bunun için annelerin yapması gerekenlerin başında, bebeğin baş arka çıkıntısı ile kaşlarının hemen üzerinden bir ölçüm almaktır.

Yeni doğan bebeklerin ilk 6 aylık gelişim evreleri sürecinin başından 18. aylık sürece gelene kadar düzenli olarak baş çevresinin ölçülmesi tavsiye edilmektedir.

Bebeklerin kafalarının üst kısmında bulunan bıngıldağın, erkenden kapanması baş büyüklüğünü olumsuz etkileyen faktörler arasında yer almaktadır.

Dolayısıyla bu noktada annelerin mutlaka dikkat etmesi gereken en önemli nokta, ideal baş çevresi ölçüsünün aşağısında ya da yukarısında bir değer elde ettiklerinde, doktorlarına danışmaları olacaktır.

Bebeklerin Kafası Normalden Büyükse Ne Olur?
Bebeklerin kafa büyüklüğü, genellikle genetik özelliklerle şekillenir. Anne ve babası normale göre daha büyük olan bebeklerin küçük bir kafa yapısına sahip olması genetik bilimiyle çok uygun düşmeyecektir.

Ancak nadiren bu kafa büyüklüğü hidrosefali sorununun bir göstergesi olabilir.

Beyin, kafatasında beyin omurilik sıvısının içinde bulunmaktadır. Beynin beslenmesine, atıkların taşınmasına, basınç değişikliklerinin düzenlenmesine ve dışarıdan gelebilecek darbelere karşı koruma özelliği olan beyin omurilik sıvısı çeşitli nedenlerle artış gösterebilmektedir. Hidrosefali yani kafa içindeki su birikmesinin kritik boyutlara ulaşması; beynin büyümesini ve gelişmesini engelleyebilmektedir.

Kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte;
• Başın normalden fazla büyümesi
• Kafa derisinin incelmesi ve kafadaki damarların belirginleşmesi
• Kusma
• Huzursuzluk
• Gözlerin aşağıya kayması
• Nöbetler
• Yürüme veya konuşmada gerileme hidrosefalinin en sık rastlanan belirtileri arasındadır.

Bebeklerin Kafası Normalden Küçükse Ne Olur?
Kafa boyutunun tıpkı normalden büyük olması gibi, küçük olmasının da büyük sebebi genetik faktörlerdir. Ancak bazı durumlarda kafa boyutunun küçük olması mikrosefali adı verilen probleme yol açabilir.

Nörolojik bir hastalık olan mikrosefali, hamilelik döneminin son iki ayındaki bebeğin beyin gelişimini tamamlayamaması sonucu meydana gelmektedir. Ultrason muayenesinde fark edilse bile doğumdan önce anne karnındaki bebeğe müdahale edilemez.

Ultrason muayenesinde fark edilen mikrosefali, doğumdan sonra yeni doğan bebeğe bazı testler ve tetkikler uygulanmaktadır. Ortalama baş çevresi ölçüsü 35 cm’dir. Bu ölçünün altındaki bebeklerde mikrosefali olduğu görülmektedir.

Kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte;
• Konuşma, oturma gibi eylemlerin geç öğrenilmesi.
• Günlük yaşamın devamı için gerekli olan hareketler ile ilgili problemler.
• Beslenme güçlüğü ve yutma problemi.
• İşitme kaybı
• Görme kaybı ve işitme ile ilgili problemler

Mikrosefalinin tedavisi yoktur, yaşam boyu süren bir hastalıktır. Ancak mikrosefalinin erken teşhisi bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimi için son derece önem taşır. Kafatasının erken kapanması durumunda cerrahi işlem uygulanır. Erken teşhis ile nörolojik problemler en aza indirilir ve bebeğin yaşam kalitesi arttırılabilir.

Comments are closed.