Korku ve kaygı kavramları sıklıkla karışan ve birbirleri yerine kullanılan kelimelerdir. En yalın haliyle korku; mevcut anda var olan tehlikelere karşı hissedilen ve nesnesel olan bir duygudur. Kaygı ise gelecekte oluşabilecek ve çoğu zaman kaynağı belirsiz olan bir duygudur.

Bebekler ve çocuklar gelişim evrelerinde çeşitli korkular geliştirirler. Bu sebeple ‘Bebekler hangi yaşta hangi korkuları yaşar?’ sorusunun cevabı aslında çok değişkendir.

Her yaş döneminin kendine özgü korkuları vardır. 6 aylık bebek gürültüden, 1 yaşındaki bebek anne ve babası dışındaki yabancılardan, 4 yaşındaki çocuk canavarlardan korkar.

Ebeveynler bebeklerinin herhangi bir duruma karşı kaygı ya da korku duymasından endişelenebilirler. Ancak korku, genel kanının aksine sağlıklı bir duygudur.

Bu bağlamda ebeveynlerin, korkan ve kaygı duyan bebeklerine karşı nasıl davranacağını bilmesi oldukça önemlidir.

Bebeklerde Aya Göre Korku Evreleri
Yetişkinler için sıradan olan bazı sesler, görüntüler ve hayvanlar, bazen çocuklar için çok korkutucu, ürkütücü olabilir.

Bebekler, yenidoğan döneminde, ani sesle veya dokunmayla sıçrarlar; kolları iki yana hızlıca açılır ve gözlerini kırparlar. Bu aslında bir korku reaksiyonu değil, normal yenidoğan reflekslerinden biridir ve moro refleksi olarak isimlendirilir. Bu refleksler, 4-6 ayda kendiliğinden kaybolur.

Bu aylardan itibaren, bebekler anneleri görüş alanından çıktığında onun tamamen gittiğini ve onu terk ettiğini düşünerek korkuyla ağlamaya başlayabilir.

8. aydan itibaren emekleme ve yürüme dönemleri aşamasında, düşmekten ve canlarının yanmasından korkan bebekler oldukça yoğunluktadır. Hatta kötü bir deneyim sonucunda, bir süre emekleme veya yürümeden vazgeçebilirler.

Bebekler 2 yaşından sonra ise, diğer yaşlara göre daha çok korkarlar. Bu yaşlarda yabancılardan korkma önde gelir. İki buçuk yaş civarında ani gürültülerden, garip hayvanlardan ve doktorlardan korku öne çıkar. Yine iki yaş civarında karanlık, tuvaletten korku, hatta palyaçolardan korkma görülebilir. Hayali yaratıklar yine korku nedenleri arasındadır. Bazı çocuklar bu yaşlarda tuvalette sifon çekildiğinde, düşüp gitmekten korkar.

Bazıları önceden tepki vermediği halde, bir anda 3 yaş civarında köpeklerden korkmaya başlar. Korku kötü bir tepki olmamasına rağmen, aşırı korkular çocuğun ve ailenin huzurunu kaçırabilir. Bu nedenle korkuyla başa çıkmayı bilmek gerekir.

Bebeklerde Korkuların Nedenleri
Eksik Bilgi Sahibi Olmaktan Kaynaklanan Korkular: Dünya, küçük bir bebek için keşfedilmesi ve açıklığa kavuşması gereken gizemlerle doludur. Fırtına ve gök gürültüsünün nenden olduğu, çamaşır makinasının nasıl çalıştığı, sifon çekildiğinde atıkların nereye gideceği gibi sorular cevap beklemektedir. Bilgi eksiklikleri yanlış varsayımların oluşmasına neden olabilir.

Olumsuz Deneyimlerden Kaynaklanan Korkular: Anne karnında yaşanan olumsuz deneyimler, doğum anındaki komplikasyonlar, medikal travmalar, bebeklikteki ihmaller, düşme ve yaralanma tecrübeleri, kazalar gibi süreçler çocukların korkularının temelini oluşturabilir.
İlişkilendirmeden Kaynaklanan Korkular: bebekler korktukları bir şeyi genelleme ve ilişkilendirme eğilimi içinde olabilirler. Örneğin; bir kedinin üstüne zıplamasından ürken bebek, kedi korkusunu tüm tüylü hayvanlardan korkmak şeklinde bir genellemeye gidebilir.

Öğrenilen Korkular: Bebekler ebeveynlerinin ve bakım verenlerinin korkularını çok iyi gözlemlerler ve bir sünger gibi içlerine çekerler. Bebekler için güvendikleri kişinin gözlerindeki korku ve kaygı ifadelerine şahit olmak tedirgin edici bir deneyimdir. Ebeveynlerinin korkularını içselleştirebilirler. Annesinin yüzmekten korktuğunu gören bebek, hiçbir olumsuz tecrübesi olmaksızın, suya karşı çekimser bir tavır sergileyebilir.

Varoluşsal Meselelerden Kaynaklanan Korkular: Özellikle 3 yaşına doğru insanların ölümlü olduğunu fark eden çocuk, dağılma, yok olma ve ayrılık endişesi yaşar. Yakınlarına “Ölünce ne oluyor?”, “Sen ölecek misin?” gibi sorular sormaya başlayabilirler. Varoluşsal farkındalıklar pek çok korkunun temelini oluşturur.

Hayal Gücünden Kaynaklanan Korkular: Zihinsel imgeler ve sembolik düşüncenin gelişmesiyle çocukların hayal güçleri genişler ve pek çok konu hakkında hipotez üretmeye başlarlar.

Sembolik Korkular: Pek çok zaman bilinç dışında var olan ve dile getirilmesi güç olayların alternatif bir nesneye aktarılması neticesinde oluşan korkulardır. Örneğin; canavar korkusu, kardeşinin doğumuyla beraber değişen aile dinamikleri gibi.

Gelişim evrelerinde temel korkuların oluşması son derece doğaldır. Fakat bazı durumlarda korku duygusu çocuğun hayat akışını ve işlevselliğini olumsuz etkilemeye başlar. Çocuk kaçınma davranışları sergiler. Böyle durumlarda kapsayıcı bir ebeveyn tutumu içinde olmak ve gerekirse uzman desteği almak önemlidir.

Korkuyla Nasıl Baş Edilir?
Bebeğinizin kendisine güven duygusunu artırmak, korkuları yenmede en önemli noktadır. Bu nedenle bebeğin yaptığı her ilerlemeyi, başarıyı taktir etmek, ödüllendirmek; hata yaptığında şiddetli cezalardan kaçınmak gereklidir.

Korkuya kapılmış bebeğe kızmak, etrafındakilerin onunla alay etmesine izin vermek son derece yanlış bir tutumdur. Korkmamasını söylemek de yanlıştır. Bebeğiniz ancak siz sakin olursanız, ona kızıp suçluluk duymasına neden olmazsanız rahatlayabilir.

Annelerin, korkan bebeklerinin yanında olduklarını hissettirmeleri gerekir. Ona bir şey olmayacağını algılayan bebek daha kolay sakinleştirilebilecektir.
Korkan bebeğin üstüne gitmemek, ona korkusunu hatırlatmamak gerekir. Hatırlatmak korkusunu güçlendirebilir.
Bebeklerin hayatlarındaki korku kaynaklarını temizlemek en doğru yöntemdir. Korku filmlerini, ürkütücü haber programlarını bebeklere izletmemek gerekir. Bebek herhangi bir dekorasyondan veya oyuncaktan korkuyorsa onları ortadan kaldırmak önemlidir.

Anne bebeğinin korkmadığını bile bile ‘Köpek geliyor!’ şeklinde çocuğu şartlarsa, bebeğine yeni korkuyu kendi tanımlamış olur. 0-16 ay arası dönemin güven duygusunun yerleşmeye başladığı önemli bir dönem olduğunu unutmayarak; bebekle sakin, sevecen ve gülümseyerek konuşmanın her konuda en iyi yöntem olduğunu da unutmamak gerekir.

Comments are closed.