Bağışıklık sistemi canlıyı dışarıdan gelen her türlü yabancı madde ve biyolojik etkene karşı koruyan, özelleşmiş hücre ve dokulardan oluşan mükemmel bir sistemdir.

Bağışıklık sisteminin muazzam bir işleyiş mekanizması vardır. Bu sistem vücuda giren veya vücutla temas halinde olan tüm yabancı maddeleri tanır, en ince ayrıntısına kadar tarama yapar ve bunları canlının sağlıklı doku hücrelerinden ayırt eder.

Bağışıklık sisteminin görevi ilk olarak bu yabancı maddelerin vücuda girmelerini engellemektir, eğer bir şekilde girmişlerse girdikleri yerde tutmak ve yayılmalarına izin vermemektir. Bağışıklık sistemi doğumla birlikte aktif hale gelir ve canlının ölümüne kadar işleyişine devam eder.

İnsanlarda olduğu gibi bebeklerde de temel olarak 2 tür bağışıklıktan söz edilebilir. Birincisi doğuştan gelen bağışıklık, ikincisi edinilmiş yani sonradan kazanılmış bağışıklıktır.

Doğuştan Gelen Bağışıklık Sistemi
Doğal bağışıklık bebeklerin doğumundan itibaren başlayıp, ölümüne kadar çalışmaya devam eden bir savunma mekanizmasıdır. Genetik özelliklere bağlıdır ve nesilden nesile geçebilir. Doğal bağışıklıkta insan vücudu herhangi bir antikor oluşturmadan mikroplara karşı korunur.

Örneğin; midenin salgıladığı asit birçok yabancı mikroorganizmanın burada canlı kalmasını engeller, gözyaşı gözde bulunan mikropları öldürür, burun kılları nefes alma esnasında yabancı partikülleri tutarak içeri girmesini engeller.

Bu örnekler bağlamında; doğal bağışıklık genel olarak kalıtsal, anatomik, doku, hormon ve salgılardaki özel koruyucu maddelerle sağlanan bağışıklık türüdür.

Sonradan Kazanılmış Bağışıklık Sistemi
Edinilmiş bağışıklık olarak da bilinen bu sistem, vücudun mikroorganizmalara karşı antikor üreterek kazandığı bağışıklıktır. Başka bir ifadeyle çeşitli yollarla sonradan kazanılmış bağışıklık sistemidir.

Edinilmiş bağışıklık türleri içerisinde en önemli olanı, aşılanmadır. İçerisinde mikropların zayıflatılmış hali veya bunların toksinleri bulunan, laboratuvar ortamında üretilmiş maddeye aşı adı verilir.

Aşılama bağışıklık kazanmanın yapay şeklidir. Aşı içerisindeki mikroorganizma laboratuvar ortamında işlemden geçirildiği için hastalık yapma tehlikesi yoktur.

Aşı ile kazandırılmış bağışıklıkta temel mekanizma şudur; aşı sayesinde hastalık yapıcı mikroorganizma daha önceden vücuda tanıtılır, bunu tanıyan bağışıklık sistemi hemen belleğine atar. Daha sonra tekrar karşılaşma durumunda ise hastalık yapmasına fırsat vermeden antikor üreterek onu yok eder.

Bebeklerin Bağışıklık Sistemlerinin Gelişimi
Bebekler doğdukları andan itibaren, anne karnından ayrılır ayrılmaz dış ortamda sayısız mikroorganizma ve yabancı maddelerle karşı karşıya kalır. Bağışıklık sisteminin doğru şekilde desteklenmesi ise, bu sebeple oldukça önemlidir.

Özellikle yeni doğan bebeklerin bağışıklık sistemi, yetişkinler ya da gelişimini sürdüren çocuklar kadar güçlü değildir. Bu durum, henüz olgunlaşmamış bağışıklık sisteminin hastalıklarla mücadele etmek için zamana ihtiyacı olduğunu gösterir.

Bununla birlikte hamilelik sırasında anne adayının bağışıklık sisteminde hastalıklarla savaşan antikor, plasenta yoluyla bebeğe ulaştığı için bebek bir süre koruma altındadır. Bu antikorlar, zamanla tükenmeye başlasalar da mümkün olduğunca bebeği rutin hastalıklardan koruma açısından etkililerdir.

Anneden gelen antikorların varlığı geçici olduğu için, bebeğin bağışıklık sisteminin desteklenmesi gerekir. Bebeklerin bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için en önemli tedaviler aşı yoluyla gerçekleşir. Yani, en az anne sütü kadar, aşı yaptırmak da önem taşır.

Aşıların vaktinde ve tam olarak yapılması, vücuda çok tehlikeli bakteri ve virüslerin yayılmasını engeller. Bazı ebeveynlerin aşı yaptırılmaması görüşüne karşı; kızamık, çocuk felci, boğmaca gibi hastalıklardan korunmak için aşıların çok güçlü koruyucular olduğu söylenebilir.

Aşı Bebeklere Nasıl Etki Eder?
Aşılar, belirli bir hastalığa yakalanmadan önce bebeklere ulaşıp onların bağışıklanmalarını sağlamak amacıyla uygulanır. Vücutta savunma mekanizmasını uyararak, hastalık etkenini tanıyan ve bu etkenle karşılaşıldığında onu yakalayıp yok eden ve antikor olarak bilinen koruyucu maddelerin oluşmasını sağlarlar.

Bu şekilde aşılanan bebek, aşılandığı hastalıklara karşı bağışık yani dirençli olur. Oluşan direnç, genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz hale getirmek için savaşır.

Bebeklerin vücudu, aşılama yöntemi ile kendisine zarar vermeyen mikrop ya da toksinleri tanır ve onlara karşı bir savunma yöntemi geliştirir. Böylece gerçek mikropla karşılaşıldığında da bu yöntemle savaşır ve kişi hastalığa yakalanmaz. Kısacası bebek artık o hastalığa karşı bağışıktır.

Bağışıklama, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında yer alır.

 

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.