Bebeklerinin iştahsızlıklarından yakınmaları, çoğu annenin ortak problemidir. Her yaş döneminin ayrı beslenme güçlükleri olsa da iştahsızlık sorununun genellikle 9 ay-2 yaş arasında daha sık görüldüğü bilinir.

İştah beyindeki hipotalamus adı verilen bölgede kontrol edilen bir güdüdür. Beslenmeyle ilgili bütün iletiler burada toplanır. İştah ise; istenilen bir yiyeceği zevk alarak yeme, iştahsızlık ise beyinden gelen açlık sinyallerini alamama olarak tarif edilebilir.

İştahsızlık bebek ve çocuklarda yaş gruplarına göre farklılık gösteren bir problemdir. Süt çocukluğu döneminde en sık görülen sebep annelerin bebeklerin acıkmadan zorla emzirmeye çalışmalarıdır.

6. aydan sonra ise, ek gıdayı ertelemek ya da bebeği yemeye aşırı zorlamak gibi yanlış davranışların sonucunda, bebeklerin ek gıdaya tepki göstermesi ortaya çıkar. Oyun çağı olarak adlandırılan 2 yaş sonrası dönemde çocuklarda meydana gelen iştahsızlık ise, annelerin abartılı ve gerçekçi olmayan beklentilerinden kaynaklanır.

Eğer bebeklerin ve çocukların metabolik veya sistemik herhangi bir rahatsızlığı bulunmuyorsa, persentil eğrisinde ortalamada yer alıyorlarsa iştahsızlık bir probleme neden olmaz. Ancak iştahsızlığın tam olarak neyden kaynaklandığının bilinmesi önemlidir.

İştahsızlık Neden Oluşur?
İştahsızlık genel anlamda, fizyolojik etkenler ve yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle oluşur. Fizyolojik iştahsızlığın temelinde, bir hastalık etkeni olmaksızın bebeğin gelişim sürecinde karşılaştığı adaptasyon sorunları yatar.

Bu adaptasyon sorunlarından en sık karşılaşılanları, diş çıkarma dönemidir. Diş çıkarma döneminde meydana gelen fizyolojik acı, bebeklerin yemekten uzak durmasına ve iştahsızlık geliştirmesine sebep olabilir.

Bir başka etken ise, büyüme ve gelişme döneminin yavaşlamasıdır. Bebeklerin en hızlı büyüyüp geliştiği dönem, anne karnındaki dönemdir. Dış dünyada ise ilk 1 yıl, hemen hemen aynı hızla büyümeye devam ettiği bir yaş aralığıdır.

Büyüme ve gelişme 2 yaşına kadar oldukça hızlıdır denilse de 1 yaşın ardından bebeklerin büyüme ve gelişme hızı oldukça yavaşlar. Buna bağlı olarak metabolik faaliyetleri ve anabolizma adı verilen yapım aşaması, ilk 1 seneye göre daha yavaş çalışır. Daha az besin ihtiyacı ise, anneler tarafından genellikle iştahsızlık olarak adlandırılır. Kısacası ortada bir iştahsızlık yoktur.

Hastalık dönemlerinde ise, tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi bebeklerde ve çocuklarda da yemeklere karşı isteksizlik oluşabilir. Uzun sürmediği taktirde bir problem olduğu anlamına gelmez.

Ayrıca besinlerdeki geçiş dönemleri çocukların en yoğun iştahsız olduğu fizyolojik evreleri oluşturur. Sütten püreli gıdalara geçiş, yeni tatların denenmesi, bu yeni tat ve kıvama alışma sürecinde ciddi beslenme isteksizliği görülebilir.

İştahsızlık ile Nasıl Mücadele Edilebilir?
• Bebeklerin mide büyüklükleri yumrukları kadardır. Bu sebeple yiyeceği porsiyonlar hakkında gerçekçi olunması şarttır. Dolu tabağı gören bebek, yemeği bitiremeyeceği anlar ve bütün enerjisini zaten bitiremeyeceği bir yemeği yemek için çaba sarf etmek yerine, yememek için direnmeye harcar. Bu nedenle porsiyon miktarlarını abartmadan bebeğinizin yaşına uygun hazırlamanız önemlidir.

• Öğünlerden en az yarım saat, en fazla 1 saat öncesinde su, meyve suyu veya ayran gibi sıvı besinleri azaltmanız, bebeğinizin midesinin öğünlerde daha fazla besin tüketmesini sağlar. Aksi halde yemeklerden önce ve yemeklerden sonra sıvı tüketimi, bebeğinize doygunluk hissi verecek ve iştahını kapatacaktır.

• Demir eksikliği, bebeklerin iştahsızlık sebeplerin başında yer alan problemlerden bir tanesidir. Özellikle ülkemizde demir eksikliği ile fazla karşılaşıldığı için, doktorunuzun verdiği demir ilaçlarını düzenli olarak kullanmaya devam etmeniz gerekir.

• Ek gıdalara 6. aydan daha geç başlamak; bebeğin el becerilerinin, ısırma ve çiğneme hareketlerini geliştirmesini geciktirir ve besinlere karşı isteksiz hale gelmesine neden olabilir. Bu sebeple ek gıdaların 6 aydan önce başlanmaması ne kadar önemliyse, 6 aydan daha geçe bırakmamak da aynı derecede önemlidir.

• Bebeğinizin yemek istemediği veya sevmediği gıdalarda ısrar etmemeniz gerekir. Ancak bu, vazgeçeceğiniz anlamına gelmez. Bazen aynı yiyeceğin farklı bir sunumu bile, onu cazip hale getirebilir ve bebeğinizin yemesini sağlayabilir.

• Eğlenceli bardaklar, eğlenceli kaşık, çatallar ve bardaklar bebeklerin her zaman ilgisini çeker. Bebeğinizin yemek yemeye karşı şevkini artırmak için, sevdiği karakterlerin olduğu dikkat çekici malzemeler alabilirsiniz.

• Bebeğinizin açlık mekanizmalarını, onu gözlemleyerek anlamaya çalışmalısınız. Gözlemleriniz sırasında, acıktığı zaman nasıl tepki verdiğini öğrenmelisiniz. Bazen uzun süren açlıklar da açlık mekanizmasının tam olarak etki gösterememesine neden olabilir.

• Bebeğinize yemek yedirirken ağzını açmadığı veya yemek yemek istemediği için onunla savaşmak yerine besinlerle ilgilendiğini hissettiğiniz zaman bebeğinize yemek yedirmeyi denemelisiniz. İştahsız bebeğinizi az ve öz beslemeye, daha çok besleyici yemekler vermeye çalışmalısınız.

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgini Çekebilir

Karantina Günlerinde Otizmli Çocuklara Nasıl Yaklaşılmalıdır?

Otizm, genel olarak bakıldığında 3 yaşından önce belirtilerini göstermeye başlayan ve yaşa…