Bebek henüz anne karnında iken yapılan testler doğumdan sonra da devam eder. Bu sayede bebekte olabilecek hastalıklar erkenden tespit edilir ve bebeğin gelecek hayatına sağlıklı bir şekilde devam etmesi sağlanır. Ancak bu testlerin zamanında yapılması gerekir. Aksi halde bebeğin sağlığı riske atılmış olur.

Topuk Kanı Testi:

Bebeğin dünyaya gelmesinden sonraki 24 saatte ya da 3 gün içerisinde yapılması beklenen topuk kanı testi,  yeni doğan bebeğin ayağından alınan kan ile gerçekleşir. Bebeğin doğumu sağlıklı bir şekilde gerçekleşse bile oluşan bazı ciddi problemler kendini ebeveynlere göstermeyebilir. Ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde uygulandığı gibi Türkiye’de de yapılan yeni doğan taraması ile bebeklerin hastalıkları ileri dereceli hale gelmeden sorunlar tespit edilebiliyor ve erken tanı ile iyileşme sağlanabiliyor.

Anne ve babaları tarafından fark edilmeyen ya da duygusal hassasiyetlerinden dolayı kanın alınmasına müsaade edilmediği zaman beyin hasarı, gelişim geriliği, tiroit bozuklukları ve enzim eksiklikleri gibi ciddi sorunların tedavisi için geç kalınmış olabilir. Yeni doğan bir bebek için kan alınması kulağa her ne kadar hoş gelmese de aslında küçücük bir işlemden ibaret olan bu topuk kanı testi, yalnızca ufak bir iğne batırılıp kanın incelenmesi ile oluşuyor.

TOPUK KANI TESTİ NASIL YAPILIR?

Yenidoğanın ayağından alınacak olan bir damla kan, iğne ile minik bir delik açılmasıyla gerçekleşir. Şırınganın içinde kalan kan öncesinde hazırlanan kartlara damlatılır. Yapılan testten doğru sonucun alınması için bebeğin yeterli miktarda beslenmesi gerekir. Testte yanılma payının olmaması için ilk iki hafta içinde ikinci bir topuk testi alınabilir.

BEBEKLERDEN TOPUK KANI NEDEN ALINIR?

Topuk kanı alınmasındaki asıl amaç, bebeğin genetik bir hastalığı olup olmadığını belirlemektir. Yapılan topuk kanı testi ile fenilketonüri, doğuştan hipotroidi, biyotinidaz eksikliği ve kistik fibrozis gibi rahatsızlıkların olup olmadığı ortaya çıkabilir. Çıkan test sonuçlarının pozitif olması sağlık sorunlarının habercisi iken negatiflik durum bebeğin sağlıklı olduğunu gösterir.. 

Bebek doğup beslenmeye başladıktan sonra aldığı besinlerdeki fenilalalin isimli bir enzim zamanla sindirilemeyerek birikebilir. Böyle durumlarda bebeğin beyin gelişimi engellenebilir ve beyinde hasara sebep olabilir. Fenilketonüri adı verilen bu hastalığın tespiti için topuk kanı testinin yapılması gereklidir.

Hipotiroidi:

Konjenital (Doğuştan) hipotroidi yenidoğan bebeklerde en sık karşılaşılan sorunlardan birisidir. Her 3000 – 4000 doğumda bir görülür. Doğuştan gelen ve tiroid hormonu eksikliği ile tanımlanan bir hastalıktır.

Büyüme geriliğine, zihinsel gelişimde bozukluğuna sebep olur. Hastalığın bir an önce tespit edilmesi gerekir çünkü meydana gelen zekâ geriliğinin bir tedavisi yoktur. Bu test de guthrie testi gibi bebekten birkaç damla kan alınması ile kolayca yapılabilir.

Duyma testi:

İşitme taraması, basit bir test ile bebeğin-kişinin işitme organının çalışıp çalışmadığını anlamaya yönelik bir incelemeyi anlatır. Çabuk yapılabilen, çok kısa süren ve sorun olmadığını ya da olduğunu gösterebilen basit bir başlangıç testidir. Sorun olduğu izlenimi edinildiği hallerde daha kapsamlı incelemeler gerekecektir.

Yenidoğan bebeklerde işitme taraması bebek hastanede iken yapılmalıdır. Herhangi bir nedenle bebek hastaneden test yapılamadan çıkmışsa, ya da bebek hastane dışında doğmuşsa, bebek ilk 2 ayını doldurmadan testinin gerçekleştirilmesi istenir.

En yaygın olarak yapılan işitme tarama testi OAE (oto-akustik emisyon) testidir. Bu test bebek uykudayken yapılır. Dış kulak yolu girişine yerleştirilen bir uçtan kulağa ses verilir ve geri gelen yansıma ölçülür. Geri gelen yansıma var ise, bebeğin o kulağı “testi geçti” denir ve normal işitiyor olarak kabul edilir.

Bebekler dünyaya geldikten kısa bir süre sonra yapılan işitme testleri ne sıklıkla tekrarlanmalı?

Bebeğin yenidoğan döneminde işitme sorunu olmadığı saptanmış ise, testin düzenli aralıklarla yinelenmesi gerekmez. Ancak yenidoğan döneminde işittiği bilinen bebek sonraki dönemde önemli hastalıklar geçirir ya da geç beliren işitme kayıplarına yol açan genetik hastalıkları olduğu biliniyorsa, hekim çocuğun işitmesinin yeniden sınanmasını isteyebilir.

Bebeklerde işitme kaybına yol açacak riskler nelerdir?

Bu riskler doğum öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılabilir.

Doğum öncesine ait olan riskler arasında

•    Anne ya da babada genetik işitme kaybı hastalığı

•    Akraba evliliği

•    Annenin gebeliği sırasında geçirdiği ciddi rahatsızlıklar ya da kullandığı ilaçlar

Doğum ve hemen sonrasındaki döneme ilişkin risklerse

•    Düşük doğum ağırlığı

•    Sarılık

•    Yoğun bakım gerekliliği

•    Mekanik havalandırma gerekliliği, özellikle 5 günden daha uzun süreyle gerekmişse

•    Kulağa zarar veren ilaç kullanımı

•    Erken doğum (prematüre bebek)

•    İşitme kaybı da yaptığı bilinen çoklu hastalıkların varlığı (sendromlar)

Yenidoğan işitme testinin önemi nedir? Bütün yenidoğanlara işitme testi yapılmalı mıdır?

Bu testin önemi işitmeyen bebeklerin bir an önce saptanmasını sağlamasıdır. Çünkü bebek yaşamının en erken aşamalarında sesi tanımaya başlar ve beyni de o yönde gelişmelerini sürdürür. Bebeğin işitmiyor olduğu geç saptanacak olursa, bebeğin işitsel gelişiminin çok değerli bir aşaması yitirilmiş olacaktır. Yitirilen bu aşamanın telafi edilmesi belki çok kısıtlı olacak, belki de hiçbir zaman olanaklı olamayacaktır. Sonuçta “engelli” denen bir kişinin engelsizliğinin sağlanması yalnızca bu sayede olanaklıdır.

Bu nedenle tüm yeni doğanlara işitme taraması yapılması tercih edilmektedir.

İşitme problemine rastlanılan bebeklerde izlenmesi gereken tedavi yöntemleri nelerdir?

İşitme problemi saptandığı andan itibaren bebeğe sırasıyla işitme kaybının doğrulanması için ileri testler, kayıp doğrulandığı zaman boyutu, türü ve olası gelişme yönlerini belirleyici incelemeler, düzeltici-tedavi edici seçeneklerin araştırılması yapılır. Hemen akabinde bebeğin sesleri duyabilmesini sağlayıcı işitme cihazlarının kullanımı, çocuğun velilerinin eğitimleri ve süreçte etkin şekilde yer almalarının sağlanması, çocuğa uzman eğitmenlerin bulunması ve zaman içinde gerek görüldüğü takdirde ileri tedaviler uygulamaya konur.

Doğuştan işitme problemi olmayan bebekler ilerleyen yaşlarda işitme sorunuyla karşılaşabilir mi? Bu tür işitme kayıplarının sebepleri nelerdir?

Bu duruma sık rastlanmamakla birlikte, görülmesi olasıdır. Doğumu izleyen aylarda-yıllarda geçirilen ateşli hastalıklar, menenjit, kızamık, kafaya alınan ağır darbeler  ve kendisini geç gösteren bazı hastalıklar işitme kaybına yol açabilir.

Yetişkin çocuklarda işitme kaybının belirtileri nelerdir?

Bebeklik aşamasındaki bir çocuğun işitme kaybı kolaylıkla gözden kaçabilir. Bu çocukların konuşmalarında gecikme, sesin geldiği yönü fark edememeleri dikkatli anne-babalarca fark edilebilir. Yetişkin çocuklar ise, işitme kaybının başladığı anı fark edebilir ve durumu büyüklerine bildirebilirler. Bu çocuklarda hafif-orta işitme kayıplarında yüksek sesle TV izleme, seslenildiğinde duymama, okul başarısında düşme, çevre gürültüleri algılamama görülebilir.

BERA testi nedir ve nasıl uygulanır?

BERA testi bir kulağa verilen “klik” sesi ya da “ton” tarzındaki bir sesin kafatası içindeki işitme merkezlerinde oluşturduğu elektriksel yanıtların saptandığı bir testtir. OAE testine göre daha kapsamlıdır.

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte cihazlar dışında işitme problemine bir çözüm bulundu mu?

Birçok işitme kaybında cihaz öncesi tedavi şansı bulunmaktadır. Tedavi edilerek düzeltilememiş olan işitme kayıplarında kulak dışına ya da kanalının içine yerleştirilebilen işitme cihazları kullanılabilir. Dışarıdan takılan cihazların yerine vücuda takılan işitme cihazları yanı sıra, iç kulağa ya da iç kulak siniri-beyin sapı bölgesine yerleştirilen, implant adı verilen biyonik kulaklar da uygulamadadır.

Yenidoğan işitme taraması, işitme sorunlarına yaklaşımla ilgili bu bilgileri aktarmaya son verirken, belirtmeyi isterim ki, tüm çabamız yenidoğanlarımızın sağlıklı bireyler olarak toplumdaki yerlerini almaları için olacaktır.

Kalça Çıkıklığı Testi:

Ultrasonu yapan kişinin çok iyi eğitimli olması gerekir, aksi halde sonuca güvenmek mümkün değildir. Bebek kalçasının belli ölçüleri vardır. Çocuk ortopedistinin yanı sıra bu ölçüleri almayı iyi bilen bir radyolog da testi yapabilir. İkiz gebeliklerde, ailede benzer öyküsü olanlarda, makat geliş doğumlarda (doğumun son aylarında bebeğin dönmeyerek doğum sırasında baştan gelmek yerine poposunun altta kalmasının) kalça çıkığı riski artar ve bu bebeklere testin muhakkak yapılması gerekir. Kalça ultrasonunda en doğru sonuç için testin, riski olan bebeklerde ilk haftada, diğerlerinde bir ayını doldurunca yapılması gerekir. Çocuk doktorları rutin muayene ile her zaman gelişimsel kalça bozukluğunu tespit edemeyebilir. Bu aşamada da ölçümlerin önemi ortaya çıkar. Kalça çıkığı teşhisi konulan bebeklere, kalça kemiğinin yuvasında kalmasını sağlayan özel bandajlar takılır. Böylece ileride ortopedik ve psikolojik sorunlara yol açabilecek durumlar baştan engellenmiş olur.

Bebek yürümeye başladığında ördek gibi yürüyorsa büyük ihtimalle kalça çıkığı vardır ve uzun süre alçıda kalması gerekebilir. Kalça çıkıklığı kız bebeklerde daha sık görülmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgini Çekebilir

Obezitenin Temelleri Bebeklikte Atılıyor

Büyümek için kullanılan enerji besinlerden elde edilir. Eğer alınan enerji fazla, harcanan…